Share

Bu aralar biraz karışık ama Tayland’a gidin. Yazı dediğin böyle başlamaz ama “O kadar uzun yolculuğa değer mi?” sorusunun cevabı “Kesinlikle evet.”

Eşimin, biri yaza diğeri kış dönemine denk gelen iki ayrı izni oluyor. Bu seneki kış dönemi izni Mart sonu Nisan başına denk gelen 10 gün oldu. Bu defa Avrupa ‘da bir şehir yerine daha farklı bir şeyler görmeyi çok istiyorduk. Kısa bir araştırmadan sonra mevsim olarak en uygun ülkenin Tayland olduğuna karar verdik. Internette Tayland’ı aramaya başlayınca her şey netleşti. Burada tatil yapmalıydık. Fotoğraflarda nefes kesen güzellikte bir tropik doğa ve tam aradığımız şey olan “farklılık” vardı. Avrupa’nın tarihi şehirleri yerine bu defa farklı kültürü, farklı dini, farklı dili, farklı mutfağı, farklı doğası ve farklı insanları olan bir yer görecektik.

Bugüne kadar yaptığımız tüm yurtdışı gezilerini tursuz yaptık. Fakat daha önce hiç Uzakdoğu deneyimimiz olmadığı için bu defa turla gidebiliriz düşüncesiyle birkaç tur firmasından fiyat teklifi topladım. Bu arada da kapsamlı bir araştırma dosyası hazırlamaya başladım. Seyahat planını en az seyahatin kendisi kadar seviyorum. İleride blogda seyahatlerimi nasıl planladığını da detaylı olarak anlatacağım. Tayland için de, gitmeyi düşünüyorsanız  siteye üye olup yorum olarak talepte bulunduğunuz takdirde tatil planı dosyamı sizinle severek paylaşırım. Birçok gezi blogunda okuyup edindiğim bilgilere dayanarak kararımı verdim: Yine tursuz gidecektik. Tur şirketleri uçak ve otel bakımından çoğu zaman avantajlı oluyor, fakat önerdikleri ekstra turlar, tek başına aynı turu yaptığınızda ödeyeceğiniz rakamın 2 ya da 3 katı oluyor. Tayland için de durum farklı değildi. Yine de benim ilk başta düşündüğüm gibi, etrafı bir bilenle gezmek, kendini emin ellere bırakıp, rotayla planla uğraşmadan tatilin tadını çıkarmak isteyenlere turu tavsiye ederim. 

Süre kısıtından dolayı yalnızca Phuket ve Bangkok’a gitmeye karar verdik. Direkt uçuş avantajından dolayı THY ile uçmayı tercih ettik. Uçuş toplam 9 buçuk saat sürüyor. Uçakta oyalanacak bir şey bulursanız aslında çok da uzun değil. Yine Uzakdoğu tecrübemizin eksikliğinden dolayı konaklamak için zincir otelleri tercih ettik. Gezip göreceğimiz yerleri günlere dağıtarak planlayıp araştırdık. Ve hemen hemen hiç sorun yaşamadık. 
Tatilde burayı tercih etmemizin sebeplerine gelince:

  • Bir kere inanılmaz güzel ve vahşi bir doğası var. Daha önce hiç tropik iklime sahip bir yere gitmediğim için bana daha da güzel geldi. Her yer orkide dolu. Fillerle yakınlaşabiliyor, yağmur ormanında safariye çıkabiliyor, akvaryum gibi denizde tropik balıklarla dalış yapabiliyorsunuz. 
  • İnsanları çok cana yakın, yardımsever, mutlu ve huzurlu. O kadar ki sakinlikleri ve dingin gülümsemeleri size de bulaşıyor. Yolda sokakta trafikte çarşıda bağıran ya da surat asan birini görmek zor. Sawadikah (merhaba) deyip, istediğinizi sorabilirsiniz. 
  • Çok temizler. Gitmeden önce en çok çekindiğimiz konulardan biri temizlikti. Bu konu beklediğimizin tam tersi çıktı. Kullandığımız hiçbir tuvalet kokmuyordu, en salaş yerlerde bile. Toplu taşımalarda bir gram koku yoktu. Çok yoğun yerler dışında, sokaklar çoğu şehre göre tertemizdi.
  • Bir kere bile dolandırılmadık, teşebbüste bulunan olmadı. Yerli esnaf için nerede olursa olsun turist kazıklamak adettendir. Tayland maksimum turistik olmasına rağmen özellikle Phuket’te halkın çoğu hala çok iyi niyetli ve saf. Tabi ki bu etrafta uyanıklar olmadığı ve kazıklanmayacağımız anlamına gelmiyor fakat temkinli olur, pazarlığınızı iyi yaparsanız çok sorun yaşamazsınız.
  • Her şey çok UCUZ. Yiyecek, içecek, ulaşım, konaklama, aklınıza ne geliyorsa. Yine seyahat planı yaparken neredeyse her blog da okuduğum pazarlık kuralı mevzusu var. Satıcı bir rakam söylüyor, siz çok pahalı diyorsunuz. satıcı kaç para verebileceğinizi soruyor, siz de söylediği rakamın dörtte birini söylüyorsunuz. Satıcı hayır derse, almaktan vazgeçmiş gibi yapıyorsunuz. Her zaman dörtte biri fiyatına alamasanız da, üç aşağı beş yukarı, Türkiye’ye kıyasla gayet uygun fiyata alışverişi tamamlıyorsunuz.
  • Tam Bir marka ve alışveriş cenneti. Ünlü markaların taklitleri her yerde. Fakat dileyen hepsinin orjinallerini de, dev alışveriş merkezlerinde bulabilir. 
  • Yine aynı şekilde elektronik cenneti. Fiyat olarak Türkiye’den çok daha ucuz bir şey pek göremedik, ama seçenek bol ve tabi ki kdv siz alışveriş avantajı var.
  • Orjinal dekorasyon objeleri, kumaşlar, kıyafetler, tablolar, takılar bulabilirsiniz. 
  • Sevenler için gece hayatı çok hareketli. Sınırsız seçenek var, içki çok ucuz. 
  • Mutfağı çok zengin. Normalde Thai yemeği severdim, fakat Türkiye’de ve diğer ülkelerde yediğimiz Thai mutfağı yemekleri orjinalinden çok farklıymış gidince anladım. Tayland’da her adım başı sokak yemekçisi ve meyvecisi. Bana çok ağır, çok baharatlı ya da çok ekşi gelen tatlar oldu. Hayatımda ilk kez, gittiğim ülkenin yemeklerinden çok, dünya mutfağını tercih ettiğim zamanlar oldu. Ama çok beğendiğim, yanımda götürmek istediğim yiyecekler de oldu. Değişik tatlar mutlaka denenmeli. Özellikle Tropik meyveler sayesinde güzel meyve ziyafetleri yaptık. Deniz ürünleri de sevenler için çok çeşitli ve lezzetli. 
  • Son olarak en sevdiğim olay. Masaj sudan ucuz ve çok kaliteli. Burada hatırı sayılır paralar vererek yaptırdığımız Thai masajı, refleksoloji gibi masajlar orada çok çok ucuz rakamlara doğuştan yetenekli ellere yaptırılabiliyor. 

Gitmeden önce tüm bunları araştırıp öğrendiğimiz için, tatilde Tayland’ı seçmekte oldukça geçerli sebeplerimiz vardı. Herkese de şiddetle tavsiye ederim. Şimdiden bütçe ayırmaya başlayıp, Tayland’daki iç karışıklıklar durulduğunda mutlaka gidin. Bu yazıdan sonra Tayland’ı tanıtan genel bir yazı ile, Phuket ve Bangkok’ta yapılabilecekler ile ilgili ayrı yazılar yazacağım. Takipte kalınız efendim.

Share

Yorumlar

yorum var