Share

Bu aralar bana yer gök Paris. Geçtiğimiz sene Ağustos ayında şirketimizin Paris’te bir proje alması bir anda hayatımızı değiştirdi. Haftanın 5 günü – evet 5 günü- Paris’teyim. Hal böyle olunca sağım solum önüm arkam Paris! Yalnız sorun şu ki ben moda gurusu filan değilim. Dolayısıyla konuyu uzmanına bırakıyorum, Selinika’dan rica ediyorum, o da beni kırmayıp Parizyen kadınını bizim için yazıyor.

Sevgiler,

Lady T

Herkese selammmm, bundan sonra buralardan ben sorumluyum. Nasıl giriş yapılır inanın bilmiyorum tek bildiğim moda benim hayatım. Bu blogda yer alma sebebim bana göre Chanel babetlerimin uğuru çünkü onları ne zaman giysem her şey güzel gidiyor. Bir nevi totemim. Bu sebepten ilk yazımı hayranı olduğum Fransız kadınları üzerine yazacağım. Ama öncelikle Indila’dan Derniere Danse ya da daha oynak bir şey isterseniz Stromae-Papaoutai gibi bir fransızca şarkı açın ki yazıyı okumaya başlamadan moda girmiş olun.

Fransız kadınını nasıl tarif edersiniz sorusuna, ”Fransız kadını trendleri takip etmez, kendine yakışanı bilir, bu da trendden çok stille ilgilidir. Kendini iyi hissettiğinde zaten iyi de görünür.” demiş Fressange. Şu özgüvenin yarısı biz Türk kadınlarında olsa dünyayı ele geçirirdik.

howtobeaparissiane.jpgFransız kadınlarının kendinden emin duruşları, çuval bile giyseler bunu en iyi şekilde taşımaları, manavda domates seçerken bile dalgın ama anlamlı bakışları, oturuşları, kalkışları, tarzları herkesin öyle dikkatini çekmiş olmalı ki 4 parizyen arkadaş toplanıp 250 sayfalık kurs tadında How To Be Parisienne? (Nasıl Parisli olunur?) isimli bir kitap çıkarmışlar. E bize de mutlaka okunması gereken kitaplar listemize eklemek düşer.

Kitaba göre parizyen olmak için Paris’te doğmaya ya da Paris’te yaşamaya gerek yokmuş, Paris kadını ruhunu taşımak yeterliymiş. Çizgili desen giymek , renkli fularlar kullanmak, trench coat ve babet ikilisi, orjinal çantalar, bu aralar heryerde karşımıza çıkan şık kıyafetlerin altına spor ayakkabısı giymek, mutlaka ama mutlaka rahat olmak, kendi haline bırakılmış saçlar, makyajsız bir yüz parizyen kadınının başlıca özellikleri. Kimi zaman parıltılı ve renkli kıyafetler giyen parizyen kadını, kimi zaman da boyfriend jean, gömlek ve spor ayakkabılarıyla karşımıza çıkıyor. Yani kısacası dünya umrunda değil, canı ne isterse onu yapıyor, onu giyiyor, onu yiyor, onu söylüyor.

“Moda geçer, stil kalır.”

cocochanel.jpgBu sözü dünyanın en iyi markaları arasında yer alan Coco Chanel söylemiştir. Çok fakir bir ailede dünyaya gelen,  küçük yaşlarda annesini kaybedip kardeşiyle yetimhanede büyüyen, harçlıklarını çıkarmak için sahneye çıkarak şarkı söyleyen  ve seslendirdiği Coco şarkısıyla hem sempati hem de Coco ismini kazanan küçücük bir kızdı o. Yaşadığı kötü olaylara rağmen umudunu hiç kaybetmemiş. Coco Chanel idol alınacak bir kadın çünkü Fransa’nın bir köyünde cebinde 5 kuruş yokken ‘‘bir gün çok ünlü bir tasarımcı olup ilk magazamı Paris’de açacağım.’’  Demiş. Gerçekten de dediğini yaptı. Evrene pozitif enerji yollayarak mı , aslan kadını olması sebebiyle fazla hırs yaparak mı yoksa dişini canına takarak çalışarak çabalayarak mı yaptı orasını bilemem. Yaratıcı ve yetenekli olan Coco, genç yaşta büyük başarılara imza attı.

Amerikalı aktris Marilyn Monroe Chanel No. 5 parfümünü tanıtmıştı. Gazeteci bir röportajda Marilyn Monroe’ya gece yatarken ne giyersiniz diye sormuş, Monroe ise ‘‘sadece Chanel No:5  ‘’ demiştir. Bu reklam kampanyası büyük ses getirince Chanel’in işleri daha da iyi oldu. Kadınların etek ve elbise giymesinden sıkılıp ilk pantolon giyen kadın olarak tabuları yıktı. Ona göre kural ve sınır yoktu. Dünyanın en büyük tasarımcısı Coco Chanel’in hayatını merak ediyorsanız Coco Before Chanel ve  Coco Chanel & Igor Stravinsky filmlerini mutlaka izleyin.

Kendime not: Umudunu asla kaybetme, hayallerinden vazgeçme! Belki bir gün olur.

Parizyen olmaya geliyoruz !

Haziran ayı, havasıyla tam Parislik. Bilet fiyatları da uygun. Bu ay yapılacaklar listesine ufak bir kaçamak ekleyip  Champs Elysees’de oturup kruvasanımızın ya da macaronumuzun yanında kahvemizi yudumlamalıyız. Eiffel’i arkamıza alıp bol bol fotoğraf çektirmeliyiz. Ee hazır gelmişken Louvre müzesini, Notre Dame Katedralini ve Zafer Takı’nı görmeliyiz. Pont des art köprüsüne, kilitlere sevdiceğimizle isimlerimizi yazıp asmalıyız.  Makyaj malzemeleri ve parfümler ucuz olduğu için alışveriş yapmalıyız. Kaç yaşında olursak olalım bizi çocukluğumuza döndüren Disneyland’a da gitsek fena olmaz hani. Orsay müzesi, Lüksemburg bahçesi, Concorde Meydanı bekle bizi! Parizyen olmaya geliyoruz!

Share

Yorumlar

yorum var