Share

Paris Saint Lazare Tren Garı’nın hemen yanındaki otelimizden çıkıp karşıdan karşıya geçiyor, Saint Lazare caddesindeki Restaurant Mollard’ın önüne geliyoruz. Giriş kapısının solunda alabildiğine deniz ürünü sıralanmış, dışarıdan içerinin tarihi dekorasyonu ve şık görüntüsü algılanıyor. Bir zamanlar bu restoranın önünde atların çektiği arabaların durduğunu, içinden şık çiftlerin indiğini hayal etmek zor değil.


Brasserie Mollard, 1867 Yılında yani tam 148 Yıl önce, Savoy ‘dan Paris’e göç eden bay ve bayan Mollard tarafından “Bougnet” adıyla açılmış. O dönemde taşımacılığın çok hızlı gelişmesi ile, 1837’de peronlarından ilk tren hareket eden Saint Lazere garı, Paris’in en büyük banliyö istasyonu haline gelmiş. Bölgeden günde 5000 e yakın at arabası geçmeye başlamış. Büyük mağazalar garın içine dükkanlar açıp hareketliliği arttırdıkça bölge daha çok değerlenmiş. Bay ve Bayan Mollard da bu gelişimi fırsat görüp dükkanlarını büyütmüşler. Zamanın Vitray ve Cam mozaik ustalığıyla ünlü İtalyan mimarı Edouard Niermans ile anlaşıp Art Noveau (Arnuvo) tarzında, o zamanların en modern Brasserie’sini tasarlatmışlar.


1895’te kapılarını açan Brasserie Mollard’a, hem basının hem de sosyetenin ilgisi büyük olmuş. O gün bugündür prestijli bir konumu olan Mollard’ın dekoru ve servis anlayışı hep aynı kalmış. I. Dünya savaşı ile başlayan ve 1945 yılına kadar devam eden ekonomik krizi atlattıktan sonra Mollard’ın ruhu bugünlere kadar gelebilmiş. 1987 Yılında restoran, tarihi anıtlar kapsamında korumaya alınmış.
Ahşap camlı kapıdan içeri adımımızı attığımızda 1900’lerin başlarına gidiyoruz. Kapıda bizi karşılayan görevli kabanlarımızı alıp mozaik kaplamalı fuayeden bizi geçirerek Paris’te gördüğüm en büyük restoran masalarından birini işaret ediyor. Normalde Brasserie ve Cafe’lerde görmeye alışık olduğumuz masalar tepsiden hallice olduğu için masanın büyüklüğüne ve koltukların konforuna şaşırıyoruz. Her yer mozaiklerIe donatılmış, büyük duvarlardaki dev aynalar mozaiklerin güzelliğini katlayarak yansıtıyor.


Başlangıç olarak kuşkonmazlı yengeç eti ve bir Fransız klasiği olan soğan çorbası istiyoruz. Her şey çok lezzetli. Ana yemek olarak bir kısmımız antrikot, bir kısmımız balık üçlemesi söylüyor. Balık da güzel fakat antrikot lokum gibi. Restoranın imzasını taşıyan dondurmalı profiterol ve kahveli ekler ile yemeğimizi sonlandırıyoruz.


Paristeki birçok restoran gibi Mollard da ortama uyum sağlayarak turistikleşmiş. Yine de lezzetinden, servisin den ve nezih atmosferinden ödün vermemiş. Opera Bölgesini gezdikten sonra burada yenilen şık bir akşam yemeği asla vakit kaybı olmayacaktır. Mollard, öğlen 12’den gece 00:30’a kadar açık.

http://www.mollard.fr/histoire-en

Share

Yorumlar

yorum var