Share

Libya’ya ilk geldiğimizde ofistekilerle aramızda böyle bir muhabbet geçmişti: İçinizde annesini kızdırıp, ‘Fizan’a kadar yolun var!’ lafını yiyen oldu mu? Eğer olduysa dilekleri gerçekleşti, geçtiğimiz hafta Fizan’daydık. Hani Osmanlı İmparatorluğu zamanında sürgün yeri olarak bilinen Fizan. Uzun zamandır çöl gezisini planlıyorduk zaten. Libya’ya gelip de çöle gitmemek biraz ayıp olurdu. Geçtiğimiz hafta Kutlu Doğum haftası nedeniyle Libya genelinde Perşembe günü tatildi. Biz de bunu fırsat bilip Sahra Çölü’ne gitmeye karar verdik.

1Vikipedi‘den Sahra çölü hakkında kısa bir bilgi: Sahra Çölü ya da Büyük Sahra Çölü, dünyanın en büyük sıcak çölü olup, Afrika‘nın kuzeyinde, kıtanın ortası ile kuzeyini ayıran 9.000.000 km² büyüklüğünde dev bir çöldür. 2,5 milyon yıl yaşındadır. 

Sebha’ya çöl safarisi düzenleyen bir tur firmasıyla görüştük. Sebha Tripoli’nin güneybatısında uçakla 1 saat mesafede yer alan, çölün başladığı; aynı zamanda Libya Lideri’nin doğduğu şehir. Gezi grubumuzda ofisten Sebha’lı bir arkadaşımızın olması da bize gezi boyunca büyük avantaj sağladı. Perşembe akşamı Tripoli’den Libya Havayolları uçağına binip, 1 saat sonra Sebha Havaalanına indik. Uçuş biraz gecikmeli olmakla birlikte-uçuş görevlilerinin ‘Sebha mı? Bugün Sebha’ya uçuşumuz yok!’  çıkışına rağmen- gayet konforluydu.  Sebha havaalanı da beklediğimizden çok daha iyi çıktı. Açıkçası kulübe gibi bir yapı bekliyoruk, küçük ama bakımlı, çevre düzenlemeli bir terminal ile karşılaştık.

5Organizasyona sonradan dahil olduğumuz için diğer grup bizden önceki uçakla gitmiş, kampa yerleşmişti. Biz de tur şirketinin bizi beklemesi için bıraktığı arabayla Sebha’ya 1.5 saat uzaklıkta kamp alanına doğru yola çıktık. Kampımız çöl ile yeşilin keskin bir çizgiyle ayrıldığı bir yamacın eteğindeydi. Kampa vardığımızda gece yarısı olmuştu. Grubun geri kalanını Zukra ekibi ile eğlencede bulduk 🙂 Biz biraz geç gittiğimiz için asıl büyük eğlenceyi kaçırmıştık. Ama hala kalabalık bir grup ekibin müzikleriyle dans ediyordu.

3Zukra, Kuzey Afrika’ya özgü, ritmik öğelerin ağırlıklı olduğu muhteşem bir müzik türü. Kongaya benzer bir perküsyon aleti ile boynuz şeklinde üflemeli bir çalgı temel çalgıları oluşturuyor. Bazen bu ekibe bir de Tulum dahil oluyor. Bir süre Zukra ekibini dinledikten sonra eşyalarımızı bırakmak için odaya geçtik.

8

Odalar kerpiç duvarlı, saz demetleriyle kaplanmış çatılarıyla yuvarlak planlı birer kulübe idi. Geceleri çölün soğuk olduğunu duyduğumuz için kat kat giyinmiştik, ama duvarların ve çatının özelliğinden dolayı odamız sıcacıktı. Genelde anlamsız hava sıcaklıklarında üşüyen bir şahıs olarak bu duruma en çok ben sevindim.

Eşyalarımızı bırakıp grubun bir kısmı ile birlikte yıldızları ve dolunayı seyretmek üzere kamptan çıkıp çöle yürüdük. Kampı görebileceğimiz bir tepeye nefes nefese tırmandık. Çölde yürümek gece bile olsa, hava soğuk bile olsa hiç de kolay değilmiş.

4Manzara muhteşemdi: Yıldızlar çok yakın ve milyonlarcaydı. Yıldız takımları rahatlıkla ayırt edilebiliyordu. Ay ışığı kum tepelerinde gölgeler yaratıyordu. Tepenin bittiği düzlükte bir grup yerli, ateş yakmıştı. Bir süre sessizliği dinleyip inişe geçtik, hava epey soğuktu ve saat çok geçti. Kampa dönüp ertesi sabah saat 8’de kamp meydanında buluşmak üzere sözleştik. Fizan’da, Sahra Çölün’de uykuya daldık…

Not: Bu yazım, eski blogum Pinokyo’dan buraya aktarılmıştır. Eski blogumu takip edip, 2.baskı okuyanlardan özür dileriz 🙂

Share

Yorumlar

yorum var