Share

İlk hatırladığım yılbaşı kutlaması dedemlerin evinde. Belki 4 yaşındayım. Babannemin kurduğu muhteşem sofrada herkes mutlu, sohbet koyu, baş köşede çerkes tavuğu var. Televizyon’da  sırasıyla tanıdık yüzler abartılı yılbaşı kıyafetleriyle beliriyor, şarkılar söyleyip yarışmalar yapıyorlar. Bir an sonra kartlar dağıtılıyor, herkes pür dikkat Tombalayı takip ediyor. Dedem manilerle rakamları yüksek sesle okurken annem, babam ve halam bazen çekirdekle, bazen yedikleri mandalinanın kabuğuyla, bazen dedikodu denilen kırpılmış kağıtlarla, kartlarında çıkan rakamları kapatıyorlar. Benim bile bir kartım var. Babam bağırıyor: “1.Çinkooo!” TV Programında dansözün  çıkmasıyla herkes yine televizyona dönüyor, Milli Piyango çekilişinde nefesler tutulup bekleniyor, yine çeyrek biletlerden birine amorti çıkıyor günün sonunda. İlk Tombala yapan anneannem oluyor.1 Ocak’a 10 saniye kala geri sayıma başlanıyor. Saat 12’yi vurduğunda tüm aile birbirine sarılıyor,  öpüyor birbiri için güzel dileklerde bulunuyor. Ben koltukta uyukluyorum, havada mandalina kokusu. Dünyanın en mutlu çocuğuyum.

6 Yaşındayım. Lake Tahoe’da bir dağ evinde üzerimde yılbaşı renklerine uygun yeşil kazak ve kırmızı etek, şömineye büyük çoraplar asıyoruz, gece Noel Baba’nın bacadan girip şömineye asılı çoraplara hediyelerimizi bırakacağından hiç şüphemiz yok. Üç kuzeniz, Noel Baba’dan beklediğimiz hediyeleri bıkmadan usanmadan dayıma sıralıyoruz. Bize “Rudolph the Red Nosed ReinDeer” (Kırmızı Burunlu Ren Geyiği Rudolph) şarkısını söyletiyor. Yine ziyafet sofrası kurulmuş annem döktürmüş. Ortada kocaman bir hindi var. Dışarıda lapa lapa kar yağıyor, göl donmuş soğuktan. Bacadan girecek Noel Baba’yı görebilme planları yaparken uyuyakalıyoruz. Ertesi sabah hepimiz çığlık çığlığa hediyelerimizi açıyoruz. Noel Baba’yı kaçırıyoruz ama olsun, istediğimiz her şeyi getirip bırakmış. Dünyanın en mutlu çocuğuyum.

Bu hikayelerden birinde hediye var, diğerinde yok. İkisi de benim anılarım ikisi de birbirinden mutlu. Çünkü mutluluğu getiren hediye değil bir arada olduğum insanlar, onlarla biriktirdiğim güzel anılar, birlikle aldığım tatlar, yaşadığım küçük heyecnlar.

Yılbaşında hediye alınmasına karşı değilim, Kapitalizmin bizi getirdiği durumdan dayatmalardan filan da bahsetmeyeceğim. Bu yılbaşı tek temennim, sırf ayıp olmasın diye, karşılıksız kalmasın diye, gösteriş için, herkes aldığı için, sırf o beklediği için birine sürünerek yılbaşı hediyesi aramak zorunda kalmamanız. Benim gibi, bir şey gördüğünüzde, anımsattığı kişiye onu hediye olarak alabilmeniz, içinizden geldi diye heves ederek kendi ellerinizle bir hediye hazırlamanız, birinin yüzünü güldüreceğinden emin olduğunuz için heyecanla manevi değeri yüksek bir paket yapmanız.

İlla bir hediye almak istiyor ve içinizden geldiği için yapıyorsanız özgün bir şeyler olabilir.

  • Mesela kendi ördüğünüz ya da keçelerden yaptığınız bir çanta
  • Birlikte çekildiğiniz fotoğraflardan oluşan bir albüm,
  • Sırf onun için hazırlanmış hatta onun adı verilmiş bir yemek,
  • Mükemmel gözükmese de şeker hamuruyla kendi ellerinizle yaptığınız yılbaşı kurabiyesi,
  • Sizin uzmanı olduğunuz bir konuda ona özel ücretsiz dersler (dil olabilir, yemek yapma olabilir, yoga olabilir)
  • Ya da birlikte gidebileceğiniz günübirlik bir kurs, (yemek, el işi, teraryum yapımı, defter yapımı)
  • Sevdiği insanlarla çekilmiş bir kısa film,
  • Kendi ellerinizle yaptığınız bir teraryum,
  • Kendi yetiştirdiğiniz domates fidesi,
  • Harika bir insan olduğunu anlatan bir kitapçık,
  • Günübirlik bir doğa gezisi planı (kahvaltılı piknikli filan),
  • Kendisini şımartma paketi (çikolata, dvd, hediye masaj vs.)
  • Kendi ellerinizle pişirdiğiniz ev yapımı organik reçel paketi.
  • Bir günlük kıyak (çocuğuna bakmak, ödevini yapmak)
  • İçten bir sarılma
Seçenekler yaratıcılığınız oranında sonsuz. Bunların hepsi bedava değil tabi ki ama boşa harcanmış zaman ve havaya atılmış paradan çok daha iyidir. Aslında bu örneklerin çoğuyla demek istediğim, sevdiğiniz kişi için bir şeyler yapacaksanız gerçekten ve isteyerek zaman ayırın, klişelere, hazıra konmalara yönelmek yerine kendinizden izler taşıyan güzel bir şeyler yapın. Belki çoğumuz farkında değiliz ama hepimizin on parmağında on marifet. Hepimiz günlük hayatta bu kadar standarda boğulmuşken eminim sizin dokunuşunuzla anlamlanan hediyeyi alacak kişi de bunu farkedecek, üzerindeki etkiniz büyük olacaktır. Hayata kattığı değer gibi, hediye ettiğimiz şeyi de değerli yapan duygularımız ve niyetimizdir.

Hediye almalı-almamalı, yılbaşını kutlamalı-kutlamamalı tartışmalarından uzakta, hatırlayınca gülümseten bir yılbaşı geçirmeniz dileğiyle. Yeni yılınız şimdiden kutlu olsun.

Share

Yorumlar

yorum var