Share

babadaglilarBu yaz Antalya’dan Datça’ya geçerken, Denizli’ye bir nikah için uğrayıp, hem tekstil cenneti olan şehrin Mimar Cengiz Bektaş tarafından yapılan, en meşhur hanı Babadağlılar Çarşısı’nı gezip  havlusundan peştamalına, bornozundan kilimine kadar bir sürü alışveriş yaptık, hem de vazgeçilmez lezzet durağı ritüelimize uyduk. Yeni bir yere gittiğimizde internetten araştırma yapmış olsak da, genelde gizli kalmış lezzetleri en iyi yerli halk bilir deyip mutlaka sorarız.

Bu defa ön araştırmamda Denizli’nin otlu böreğinin ve kuzu tandır kebabının meşhur olduğunu öğrendik. Gider gitmez de esnafa en meşhur lokantanın hangisi olduğunu sorduk.
Herkes aynı yeri tarif ediyordu: Kebapçı Halil Usta.

20140614_131357_2Biraz alışveriş yapıp yorulduktan sonra rotamızı Bayram Yeri Meydanı’nın arka caddesi olan Sarayköy ‘deki Halil Usta ya da diğer adıyla Ali Başoğlu Kebapçısı’na çevirdik. Yeri çok merkezi, şehrin çarşısının tam ortasında olduğu için kime sorsanız söylüyor.
Lokanta dışarıdan salaş bir esnaf lokantası görüntüsü veriyor. Kapısının önünde mütemadiyen sıra var.
“Lütfen parmaklarınızla yiyiniz.” uyarısı hemen dikkat çekiyor.
İçeriye girip pala bıyıklı, köstekli saatli, yerel kıyafetli Halil Usta tarafından gösterilen yere oturduk. Öneriler Üzerine gram usulü yenilen kuzu tandırdan 500gr. sipariş verdik. Ayrıca ilk kez duyduğumuz yanık kokulu süzme yoğurttan da bir porsiyon istedik.


Atatürk posterleri, ünlü resimleri, antika tüfek ve radyolarla dekore edilmiş, bize oldukça ilginç gelen dükkanı incelemeye koyulduk.
Halil Usta yanında birçok eleman çalıştırmasına rağmen tandırların servisini sadece kendisi yapıyor. Üçüncü kuşak usta, yani babası ve dedesi de aynı meslekten.
yanikyogurtYanık kokulu yoğurt inanılmaz lezzetli bir şey, çok fazla gelir, yiyemeyiz dediğimiz koca porsiyonu 2 dakikada silip süpürdük. Kebaba diyecek laf zaten yok. İncecik tandır ekmeği üzerinde lime lime olmuş et hiçbir şey katılmadan -çünkü gerek yok- servis ediliyor. Utanarak yazıyorum bize yetmedi 250 gr. daha söyledik, en nihayetinde üç kişiydik az da değildik hani.
Yemeği bitirip çatalsız bıçaksız yediğimiz için ellerini yıkamak üzere lavabonun başına geldiğimde kahkahayı bastım. Yukarıda kocaman bir tabela, büyük harflerle şunlar yazıyor: “AKSIRIP TIKSIRMAYIN.”

Kendime not: Böyle şahsına münhasır insanlar çevremde daha çok olmalı.

Biz çok beğendik, siz de yazlıklara dağılırken uğrayıp bir deneyin derim. Otlu börek yiyemedik, artık o da bir dahaki gelişimize.

20140614_131339_1

Önemli: Tüm iyi kebapçılarda olduğu gibi burada da saat 2 gibi et bitiyormuş. Buraya kadar gelip üzülmemek için zamanınızı iyi ayarlayınız. Afiyet olsun.

Share

Yorumlar

yorum var