Share

Çalışmaya başladıktan sonra eve ne kadar yorgun gelsemde mutlaka her gün oğlumla birlikte oyun oynamaya çalışıyorum. Zaten o büyüdükçe onunla oyun oynamak çok daha kolay ve keyif verir oldu. Oyuna başlamadan önce hangi oyunu oynamak istediğini soruyor, onun seçimlerine göre hareket ediyorum. Önemli olanın onun mutlu olması ve eğlenceli vakit geçirmesi olduğunu düşünüyorum. Kimi zaman da abartmamakla birlikte oyunların içinde ona ufak tefek şeyler öğretmeye çalışıyorum. (Kaydırağın merdivenlerinden çıkarken şarkı eşliğinde sayı saymak gibi)

Bu doğrultuda Gün Yayıncılık’tan çıkan “Theraplay” isimli oyun tekniği ilgimi çekince kitabını okumaya başladım. Çocuk ve ebeveynin oyun aracılığı ile ilişkilerini kuvvetlendiren bir yaklaşım olan bu oyun terapisi, bebeklikten 18 yaşa kadar olan her çocuk ve ergen ile uygulanabiliyor. Kitabı çok yeni okumaya başladığım için detaylarını ayrı bir blog yazısında paylaşabilmeyi umuyorum.

Fakat öncesinde çocuk-ergen ve erişkinlerle bireysel ve grup psikoterapileri yapan, analitik ve objektif çeşitli test ve envanterler uygulayan, aynı zamanda eğitim sektöründe Okul Psikoloğu olarak çalışan ve benim de yakın arkadaşım olan Uzman Klinik Psikolog, MA / Psikoterapist Begüm Dönmez Tengiz’in “Çocuklarda Oyunun Önemi” başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak isterim. Bundan sonra kendisi fırsat buldukça benzer konularda annelere ve anne adaylarına yol gösteriyor olacak. 2 Ladies Life blog olarak kendisine teşekkür ediyor; sizleri bu keyifli yazıyı okumaya davet ediyoruz.

Her bebek oyun oynama ve öğrenme yetisine sahip olarak dünyaya gelir. Oyun; isteğe bağlı, gönüllü ve özgür bir eylemdir. Oyun 7’den 70’e her insanın hayatında olması gereken, dinlenme ve rahatla;  bir anlamda günlük yaşama ara veriştir. Çocuklar oyun sırasında gerçek yaşamdan geçici bir süreliğine çıkarak, oyun düzeninin ve dünyasının içine girerler. Oyun sırasında çocuklar; dış dünyayı tanır, çevrelerindeki olaylar ve ilişkiler hakkında deneyim kazanır, kendi kanılarını ve isteklerini başkalarınınkinden ayırt etmeyi fark eder, empati becerilerini ve yeteneklerini geliştirip farklı yeni beceriler kazanırlar.

Çocuklar 3-6 yaşlarında sembolik oyunlar oynamaya başlar. Kurallı oyunlar, 5-6 yaşlarından itibaren yavaş yavaş sahneye çıkar. Sembolik oyun yaşla birlikte ağırlık kazanır ve çocuğun sosyal becerilerine etki eder. Çocukların oyunu kurallarıyla oynamayı öğrenmeleri ortalama 6,5-7 yaş döneminde başlar. Anaokulu çağı çocuklarının çocukların oyunları inşa oyunları ve ağırlıklı olarak sembolik oyunlardır. Bu dönemdeki çocuklar çevrelerindeki insanları izleyip gözlemleyerek taklit ederler. Taklit, çocuğun olaylara karşı hangi davranışları geliştireceğini ilk öğrendiği yöntemdir. Çocuk bu yöntemi kullanarak öğrenmesini zenginleştirir. Sembolik oyunda çocuklar, gerçeği ya da yaşadığı olayları istediği gibi değiştirebilir, farklı şekilde sonuçlandırabilirler. Nesneleri, oyuncakları istedikleri gibi kullanabilir, farklı kişilerin rollerine bürünebilirler. Çocuklar kendilerinde endişe yaratan olayları oyunlarında oynayabilir, oyun sırasında gerçek hayatta çözemedikleri ya da cesaret edemedikleri şeyleri oyunda canlandırırlar. Örneğin okulda sürekli tartıştığı ve sorununu çözemediği bir arkadaşını oyun yolu ile kurduğu hayal dünyasında yenebilir. Bu tür oyunlara ebeveynlerin fazla müdahale etmesi çocuğun oyunla boşaltıp rahatlayabileceği öfkesini boşaltamayıp, bu tür duyguları gerçek hayatta kavga ederek, küfrederek, dövüşerek yaşamasına neden olabilir. Çocuğa özgürce duygularını aktarıp boşaltabileceği bir oyun ortamı ve olanağı tanımak çocuğun problem çözme becerilerini geliştirmesine ve kendini kontrol etmeyi öğrenmesine fayda sağlar. Bunun için çocuklar oyunlarında sık sık hayal güçlerinin mümkün kıldığı “sihirli güçlere” başvurabilirler. Korkularının sembolü olarak bir süredir onu rahatsız eden bir canavarı, gizli güçleri olan bir süper kahramana dönüşerek yenebilirler. Ancak çocuklar oyunlarına sadece yaşantılarını, korku ve endişelerini taşımazlar. Bazen de yeni ve farklı yaşantılar deneyimlemek, farklı kişilerin rolüne bürünmek, sanki o kişiymiş gibi olurlar. Öfke ve kızgınlık gibi duygular çocukların oyun ortamında doğallıkla yaşadığı, güvenli bir ortamda tanıdığı ve bastırmadığı ve sözel olarak kendini oyun sırasında ifade edebildiği en etkili yoldur. Çocuk, bedeni yerine oyun sırasındaki konuşmalarıyla öfkenin gerilimini güvenle boşaltır. Bu şekilde öfke gibi doğal ama zor duygularla başa çıkmayı ve kontrol etmeyi küçük yaştan itibaren öğrenir. Çocuğa kimseyi oynadığı oyunlara fazla müdahale etmemeli; boğuşma ve savaşma gibi oyunlara da çerçevesinde izin verilebilir. Bu alan, çocuğun kızgınlık duyduğu durumlarda uygun ve kabul edilebilir davranışı öğrenebilmesi ve denemesi için fırsattır. Çocuk; mutluluk, heyecan, üzüntü gibi duygularıyla olduğu kadar kızgınlık ve öfke duygularıyla da yetişkin tarafından kabul edildiğini gördüğünde benlik algısı ve güven duygusu olumlu yönde pekişir. Dikkat etmek gerekir ki burada kabul edilen çocuğun olumsuz, saldırgan davranışları değil, duygularıdır. Çocukların bu duygularını kabul edilebilir yollarla ifade edebilmesi için kum torbası, sünger sopa, vahşi hayvanlar ya da kuklalar, askerler, şövalyeler, kılıç- kalkanlar, korsanlar, su tabancası gibi oyuncaklar kullanılabilir.

Oyuncak seçimi ebeveynlerin en çok tereddütte kaldığı konuların başındadır. Gazeteler, radyolar, reklamlar ve bilgilendirici tv programları; hepsi bu konuda farklı açıklamalar yapabilmektedir.

Oyuncak seçiminde bilmeniz gereken en temel kurallar,

Çocuğun gelişimine, yaş düzeyine ve cinsiyetlerine uygun olmalıdır.

Çocuğun fiziksel, zihinsel beceri ve yeteneklerini geliştirebilmelidir.

Çocuğun dış çevreyi keşfetmesine yardımcı olmalıdır.

Şiddet unsuru içermemelidir

Çocuğu geleceğe iyi bir şekilde hazırlaması için farklı türde oyuncaklar seçilmelidir.

Yaratıcı faaliyetleri teşvik edici nitelikte olmalıdır.

Hayal gücünü uyandırabilmeli ve çocuğu eğlendirebilmelidir.

Çocuğun yetişkinin yaptığı işlerde beceri kazanmasına yardımcı olmalıdır.

Oyun hamurları, boya kalemleri, kâğıt, makas, kap, su, kum, legolar, maskeler, şapkalar, sihirli değnek, ayna, oyuncak telefon gibi oyuncaklar çocukların yaratıcılığını destekleyen, duygusal ifadeyi sağlayan oyuncaklardır.

Boyama, kum, su, kil, hamur gibi malzemeler tuvalet eğitimi döneminin takıntılarının boşaltımına yardımcı olan araçlardır. Küçük bir oyun evi ve mobilyaları, hayvan ailesi, bebek ailesi, oyuncak bebekler, evcilik malzemeleri, çeşitli kıyafetler çocuğun aile ve okulgibi yakın çevresindeki yaşantılarını ve bunlara dair duygularını ifade etmesine olanak tanıyan bakım ve şefkat temalı oyuncaklardır.

Tren, ambulans, itfaiye, uçak, helikopter, polis arabası gibi çeşitli taşıtlar, doktor kiti, çeşitli mesleklere ait insan figürü ve kuklalar, tamir kiti, manav eşyaları gibi oyuncaklar çocukların çeşitli sosyal rolleri deneyimlemelerine ve kaygıları, korkuları, bağlanma sorunları ile ilgili oyunlar oynayarak sorunlarının telafisine ortam hazırlar.

Oyunun çocuğun psiko-sosyal gelişimindeki önemi kadar ebeveynleriyle olan ilişkilerinde de önemli etkileri vardır. “Etkili zaman geçirmek” diye duyduğumuz kavram aslında sandığımızdan daha da önemlidir. Çocukların sağlıklı ve mutlu bir psiko-sosyal gelişimi için ebeveynleriyle kaliteli zaman geçirmesi çok önemlidir. Kaliteli zaman dediğimiz şey aslında her zaman yaptığınız sevmek, öpmek gibi dokunsal yollarla yeterli gelmemektedir. Eski insanların “Çocukla çocuk olma” dediği laf aslında tam da olunması gerekendir.  Oyun ortamı, ebeveynlerin aslında çocuklarıyla en doğal ve rahat iletişim kuracağı alandır. Tüm anne-babalar çocuklarıyla oyun oynamalıdır. Ancak anne-babanın da o anda oyun oynamayı istiyor olması o doğal ve rahat ortamın oluşması ve çocuğun da bu doğallığı hissetmesi açısından çok önemlidir. Çünkü çocuk, onunla zoraki oyun oynandığını hisseder ve kendiyle ilgili “istenmeyen, sıkıcı, beraber olmaktan keyif alınmayacak” biri olduğunu düşünmesine neden olur. Çocuğunuza karşı yaşı kaç olursa olsun dürüst olmalısınız. Eğer o an oyun oynayamayacaksınız onun anlayacağı dilden sade ama net bir şekilde neden oynayamadığınızı nedenleri ile açıklayarak biraz erteleyebilirsiniz. İletişimde “Etkin dinleme” oyun konusu için de bir başka önemli unsurdur. Çocuğunuz oynadığı oyunlarla ilgili konuşurken veya gözlemlerken yargılamadan, sorgulamadan, eleştirmeden, kızmadan dinlenmesi, baş işaretleri, “evet, anlıyorum, hım, hıhı” gibi basit ama etkili onaylama sözcükleri kullanılması ve çocuğun duygularını özgürce açıklamasına izin verilmesi çocuğun benlik saygısını geliştirir, özgüvenini destekler ve duygularından korkup çekinmez. Çocuk oyun içerisinde kabul edildiğini ve kendisine özen gösterildiğini hissettiğinde duygularını paylaşır ve bu yolla problem çözme becerilerini ve sorumluluk duygusunu geliştirir. Çocuğunuz oyuncaklarına zarar vermeye başladığında “çok kızgın olmalısın” gibi etkin geri bildirim ifadeleriyle duygularını yansıtmak, “Ancak oyuncaklarına zarar verirsen onlarla bir daha oynayamayız, bu nedenle oyuncaklara zarar vermiyoruz.” gibi bir açıklama ile sınır koymak, mümkünse alternatif bir çözüm yolu sunmak çocuğun olumsuz olan davranışını kontrol etmesine yardımcı olacaktır. Davranışlarını kontrol etmekte zorlandığı ve zarar vermeye devam ettiği durumlarda çocuk, “Bu, oyunda yapmaman gereken bir davranıştı. Bir kere daha yaparsan bugünkü oyunumuzu sonlandırmamız gerekecek.” şeklinde uyarılabilir. Bu anlamda oyun, anne baba için de etkin şekilde kurallar koyup uygulayabilmeleri için iyi bir deneme alanıdır.

Oyun, ebeveynlerin tahmin ettiğinden de önemli, eğitici ve öğretici olduğu kadar psikolojik anlamda da gelişimlerine çok büyük katkı sağlayan bir kavramdır. Çocuğunuza sevdiğinizi söylemek, günlük olaylar hakkında sohbet etmek, öpmek, okşamak gibi olumlu davranışların yanında “Çocukla çocuk olmak” da çok önemlidir. Çocuğunuzun bazen aylar boyunca konuşarak çözemediğiniz bir sorununu, sandalyelerin üzerine attığınız bir battaniyeyle kurduğunuz oyun çadırının içinde çözdüğünüzde sakın şaşırmayın!

Uzm. Klinik Psikolog, MA. Begüm Dönmez Tengiz

İletişim ve sorularınız için: begdonmez@hotmail.com /begtengiz@gmail.com

Çocuklarınızla keyifli oyunlar oynamanız dileğiyle;

Sevgiler,

Lady Mom

Share

Yorumlar

yorum var