Share

Şehirliyiz ya, sıcak yaz akşamlarında TV’nin karşısında boş boş pineklemeyi kendimize hak sayıyoruz. Tabi ki her akşam değil ama çoğu zaman yorgunluğu bahane edip eve tıkılı kalmayı kendimize reva görüyoruz. Şimdi durup düşünün. Keyifli yaz akşamları zaten sayılı. Bırakın onu, hayatımızdaki günler sayılı. Şehrin stresinden kendimizi uzaklaştırıp kafa dinleyebildiğimiz her an sağlığımız için değerli.

Cuma günü Anadolu Yakası’na geçtik. Bir şekilde planlar tutmayıp değişince, konum itibariyle süper bir yerde olduğumuz için hemen “gezmeye nereye gidelim?” moduna girdik.  Bostancı sahilden geçerken sevgili arkadaşlarımız, eski komşularımız Aytül ve Evren’e uğradık, evde olduklarını görünce denize nazır balkonlarında bir süre oturup sohbet ettik, kedi güzeli Feridun’u sevdik. Sonrasında Burgazada’ya geçmeye karar verdik.

Bostancı’dan oldukça sık adalar seferi yapan motorlar ile yarım saat içinde kendimizi farklı bir dünyada bulduk. Güneş batmak üzereydi, Cuma akşamı olmasına rağmen ada sakin ve huzurluydu. Güzel sokakları kimbilir kaçıncı kez turlarken tatilin aslında illa uzakta ya da çok paralar ödenen bir şey olması gerekmediğini düşündüm. Şehrin ortasında da, şehirden uzaklaşıp bünyeye tatil hissi verecek çok yer var aslında.

Burgazada’da restoran tercihimiz hep Yasemin’den yanadır. İskelenin önündeki kalabalıktan uzakta, daha sessiz ve oldukça kaliteli olduğu için. Bu defa da seçimimiz değişmedi. Denize sıfır masalardan birine ada kedileri ile birlikte yerleştiğimizde dolunay yükseliyordu. Fayton tıkırtıları, yanaşan teknelerin sesi ve martı çığlıklarından başka ses yoktu. Kenarda çocuklar basit oltalarıyla minnacık balıklar avlıyordu.

Dolunay iyice yükselip mehtaba dönerken Yasemin’in güzel mezelerini tatmaya başladık. Klasik mezelerin tümü var, farklı olarak, giderseniz mutlaka fesleğenli levrek deneyin. Ana yemek olarak dülger balığı kavurma söyledik, çok da lezzetliydi. Her şey çok başarılı, ortam sakin ve servis gayet iyiydi. Son olarak ikram olarak gelen fırında tahin helvamızı yiyip 22:15 motoruna yetişmek için restorandan ayrıldık.

Bu seferki adalar turumuz Cuma akşamına denk geldi, ama haftaiçi de gayet rahat gidilip dönülebilir. Hatta önceden ayarlanıp bir gece kalınabilir. Ufak bir değişiklik için uzaklara gitmeye gerek yok. Adalara gelene, İstanbul trafiğini ve curcunasını unutmak garanti. Dondurma yemek, oturup günbatımına karşı bir şeyler içmek, bisiklete binmek ya da sırf yürüyüp denize bakan güzel balkonlu evleri seyretmek için bile gelmek, zihninizi sıfırlamaya yetecek, söz!

Share

Yorumlar

yorum var