Share

Ekim 2013’te Prag’ı ilk kez gördüğümde, şehrin ortaçağ filmlerinden fırladığı hissine kapılmıştım. Üç kız arkadaş Viyana’da başlayan araba yolculuğumuzdan sonra, geceyarısı Prag’a varmıştık. Buz gibi ama yağmursuz bir gündü. Arnavut kaldırımlı sokaklarda yolumuzu bulup Airbnb’den tuttuğumuz evimize yerleştik. Ertesi sabah ismini çok duyduğumuz,  Karlovy Vary’ye gitmek üzere yola çıktık.

Karlovy Vary (Carlsbad),  Prag’ın batısında, doğa harikası bir kaplıca şehri. İsmi “Carl’ın Banyosu (Kral Charles’ın Banyosu)” anlamına geliyor. Zaten halihazırda dünyanın her yerinden üst tabaka sınıfın tercih ettiği bu dev kaplıca tesisini, 1918 yılında Atatürk de tedavi için ziyaret etmiş. Carlsbad anılarını Ata’nın günlüğünden okuyabiliyoruz. Atatürk dışında, bu sanatçılara ilham veren kaplıca kenti, Goethe gibi, Beethoven gibi, Chopin gibi birçok ünlü isim tarafından da ziyaret edilmiş.
Yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra, kendimizi ressam Bob Ross’un yaptığı tabloların birinin içinde bulduk. Yamaçlara serpilmiş sarı, yeşil, kırmızı, kahverengi, her renkten ağaç, yanyana sıra sıra dizili sevimli evler, ortalarında bir nehir üzerinde minik köprüler ve nehrin iki yanında devam eden yola sıralanmış mini minnacık dükkanlar.


karlovyAnayoldan devam ederken birçok süslü kamelya gördük. Bu kamelyaların içlerinde genelde termal kaynaktan gelen suyun aktığı çeşmeler mevcut. Sular derecelerine, mineral oranlarına göre farklılık gösteriyor. Her su cinsi farklı bir hastalığa iyi geliyor. Bazıları tansiyonu düzenlerken, bazıları sedef hastalığına iyi geliyor. Biz sularla ellerimizi yıkadık ama yol üzerindeki hediyelik eşyacılardan bardak alıp sulardan bazılarinı içmek de mümkün. Yalnız sular biraz tuzlu ve tadı kötü.
OLYMPUS DIGITAL CAMERAKarlovy Vary’de kalmak için irili ufaklı birçok tesisle birlikte, günübirlik gelenler için de spa merkezleri var. Termal sudan yararlanıp, güzel bir masaj alıp, tuz kürü ile rahatlayabiliyorsunuz. En çok hoşuma giden şey ise, inanılmaz ama kent genelinde sigara içmek yasak.
Yolu boylu boyunca yürüyüp suları denedikten sonra buranın en eski otellerinden biri olan, Atatürk’ün istirahati sırasında kaldığı Grandhotel Pupp’un lobisinde oturup tatlı ve kahvelerin tadına baktık. Soğuk ama huzurlu bir günden sonra akşamüzeri Karlovy Vary’den ayrılıp tabloluk sonbahar manzaraları eşliğinde Prag’a geri döndük.

 

Not: Arabanız yoksa, Karlovy Vary’ye Prag’dan otobüsle ya da trenle gitmek mümkün.

 karlovy vary imaj kaynak: tr.wikipedia.org
Share

Yorumlar

yorum var